Sitede Ara

Gerçek Dinin Esasları ve Başlıca Dinler

Mart 29th, 2009 Yazar pasa

    Gerçek Dinin Esasları ve Başlıca Dinler
    1- Gerçek din, Yüce Allah’ın bir kanunudur ve birtakım sağlam hükümlerin kutsal bir mecmuasıdır. Allah bunu, peygamberleri aracılığı ile insanlara ikram ve ihsan, buyurmuştur. Bu kanun, insanları hayırlı olan şeye götürür. İnsanlar, bu Allah kanununun buyruklarına kendi güzel irade ve arzuları ile uydukça, doğru yol üzerinde bulunur ve hidayete ermiş olurlar. Hem dünyada, hem de ahirette mutluluğa ve selamete kavuşurlar.
    2- Dinler başlıca üç kısma ayrılır.
    Birincisi: Hak dinlerdir. Bunlar yukardaki tarife uygun olanlardır. Yüce Allah tarafından konulup peygamberler aracılığı ile insanlara bildirilen dinlerdir. Bunlara “İlahî ve Semavî” dinler de denir.
    Semavî dinlerin hepsi esas bakımından birdirler. Yalnız bazı ibadetler ve hukuk kuralları bakımından aralarında ayrılık olmuştur.
    Hazret-i Adem’den Hazret-i İsa’ya kadar gelen bütün mübarek peygamberlerin insanlara bildirmiş oldukları dinler, iman esaslarında bir olup yalnız bir Allah’a iman etmeye dayalı iken, bunlar sonradan bozulmuş ve asılları kaybolmuştur. Yüce Allah en son ve en büyük Peygamberi olan Hazret-i Muhammed’i Sallallahu aleyhi ve Sellem’i bütün insanlara Peygamber olarak göndermiştir. Onun aracılığı ile de hak dinlerin en sonu ve en mükemmeli, olan İslam dinini kullarına Allahü Teala ihsan etmiştir. İşte bugün yeryüzünde hak din olarak kıyamete kadar yaşayacak olan yalnız bu İslam dinidir.
    İkincisi: Asılları değişmiş ve bozulmuş olan dinlerdir. Bunlar, yukarıda söylendiği gibi asılları bakımından birer gerçek din iken sonradan bozulmuş, İlahî niteliklerini kaybetmiş olan dinlerdir.
    Üçüncüsü: Batıl dinlerdir. Bunlar asılları bakımından da gerçek din ile ilgisi bulunmayan dinlerdir. Bunlar birtakım milletler tarafından ortaya konmuş olan uydurma inançlardır. Bunlarda akla ve mantığa uygun olan bazı hükümler bulunsa bile konuluşları itibariyle İlahî olmak şerefinden yoksun olup hiç bir bakımdan din kutsallığını taşımazlar. Ateşe, yıldızlara ve putlara tapan milletlerin dini bu türdendir.

Kategori Açıklamalar | Yorum yok »

NAMAZIN İSLÂM’DAN OLDUĞU BABI

Mart 16th, 2009 Yazar pasa

NAMAZIN İSLÂM’DAN OLDUĞU BABI

Ömer İbnu’l-Hattâb (R.A.)’dan, şöyle dedi: Bir gün Resûlullah (S.A.V.)’in yanında bulunurken birden bire yanımıza elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah, üzerinde yolculuk eseri görülmeyen ve bizden de kendisini kimsenin tanımadığı bir zat çıkageldi. Nihayet Resûlullah (S.A.V.)’in yanına oturdu. Öyle ki iki dizini onun iki dizine dayadı, iki avucunu da kendi dizleri üzerine koydu ve “Yâ Muhammed! Bana “İslâm’dan” haber ver” dedi.
Resûlullah (S.A.V.)”İslâm Allah’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun Resulü olduğuna şehadet etmendir” dedi. Ebu Hureyre (R.A.)’ın rivayetinde ise şöyle naklolunmuştur.
Resûlullah (S.A. V.)”İslâm Allah’a hiç bir şey’i ortak koşmadan ona ibâdet etmendir” (buyurdu:)
Ebu Hureyre (R.A.)’ın, rivayetinin getirmiş olduğu açıklık şudur ki, “Allah’dan başka ilah yoktur, Muhammed Onun Resulüdür” demenin hakikati, “Allah’a hiç bir şey’i ortak etmeden ona ibadet etmektir”. Zira mücerreden “kelime-i şihadet’in” telaffuzu hiç bir ma’na ifade etmemektir. Bu mevzudaki geniş izahımız daha ileride gelecektir, İnşa’ Allah.
Cibril Hadis’i devam ederek, Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyuruyor:
Ve “zekât’ı vermen”, “ramazan orucunu tutman” yoluna gücün yeterse “Beyti hacc etmendir”, buyurdu. O, (soruyu soran tanınmayan kişi) doğru söyledin dedi. Ömer (R.A.) dedi ki: Biz ona hayret ettik, hem (bilmiyormuş gibi) soruyuor, ve de (biliyormuş gibi de) Resûlullah (S.A.V.)’ı tasdik ediyordu……….
Bu Hadis’i Müslim (8/14) rivayet etmiştir.

Mihcan (R.A.)’dan, (şöyle dedi:) Bir gün Resûlullah (S.A.V.) ile bir mecliste iken namaz için ezan okunur, Resûlullah (S.A.V.) kalkarak cemaat’a namazı kıldırıp yerine döner. Bakar ki Mihcan (R.A.) daha hâlâ yerinde, Resûlullah (S.A.V.) Mihcan (R.A.)’ya hitaben “senin cemaat’la namaz kılmana ne mani’i oldu ki, yoksa sen müslüman birisi değilmisin?” dedi. Mihcan (R.A.) cevaben “Evet Yâ Resûlallah ben “müslüman birisiyim” ve lâkin ben bu namazı evimde kılmıştım” dedi. Resûlullah (S.A.V.)’de cemaate geldiğinde namazı evde kılmış bile olsan cemaatle namaz kıl buyurdu.
Bu Hadis’i Mâlik (1/132) Ahmed (4/34) Nesei (2/112) İbnu Hibban (433) ve Hâkim (1/244) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir. Ayriyeten Şeyh El-Bani Silsiletü’s-Sahihada (1337) tahric etmiştir.

Ömer İbnu’l-Hattâb (R.A.)’den, şöyle dedi: “Namaz’ı terk edenin İslâm’dan nasibi yoktur”.
Bu eseri Mâlik (1/40) Dâre Kutni (2/52) Abdurrezzak (5010) İbnu Ebi Şeybe Musanef’de (10410) İman’da (103) ve Ahmed Ahkam’un-Nisâ’da (225) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.

kaynak mollacam.com

Kategori Açıklamalar | Yorum yok »

« Önceki yazılar