Sitede Ara

Mevlid,dogum zamani demektir

Mart 10th, 2009 Yazar pasa

Mevlid,dogum zamani demektir

Sual: Mevlid okumaya bazilari bid’at diyor,dogru mu?

CEVAP
Mezhepsizler, Resulullah efendimizi “sallallahü aleyhi ve sellem” öven ve ondan sefaat isteyen Müslümanlara müsrik damgasini basiyorlar.Bunu açikça söyleyemedikleri için,mevlide bid’at diyorlar.Resulullahi övmek bid’at olmaz.Bu övgüden ancak Allah’i ve Onun Resulünü sevmeyen rahatsiz olur.Cünkü Allahü teâlâ Onu övmektedir.

Kur’an-i kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Biz seni,âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]

Biz seni,bütün insanlara müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik.) [Sebe 28]

(Senin için bitmeyen,sonsuz ecir vardir.Elbette sen,en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 3-4]

(Rabbin sana [çok nimet] verecek,sen de razi olacaksin!) [Duha 5]

(Allah ve melekleri,Resule salevat getiriyor,iman edenler,siz de salevat getirin.) [Ahzab 56]

Erkek-kadin karisik olmadan,çalgi ve baska haram karistirmadan, Allah rizasi için okumak,salevat-i serife getirmek,tatli seyler yedirip içirmek,hayrat ve hasenat yapmak,böylece,o gecenin sükrünü yerine getirmek müstehabdir. (Ni’met-ül kübrâ,Hadika,M.Nasihat)

Mevlid,dogum zamani demektir.Dogum gününe önem vermeyi, Hiristiyanlar,Müslümanlardan ögrenmislerdir.Mevlid okumak kiymetli bir ibadet oldugu konusunda Islam âlimleri çok kitap yazdi. Bunlardan 10 tanesi,Kesf-üz-zünun da bildiriliyor.

Mesela Ibni Hacer-i Hiytemi’nin En-Nimet-ül-kübra isimli mevlid kitabi ile imam-i Süyuti’nin Erreddü ala men enkere kiraetel mevlid-in-Nebi kitabi meshurdur.

Mevlid okumak sevabdir

kaynak mollacami.com

Kategori Açıklamalar | Yorum yok »

Türk ve islam birligi

Mart 8th, 2009 Yazar pasa

 

Yazimizin basligi, hem bir derginin ismi, hem de bir konferansin konusudur. Ve hem tarihte yasanmis bir gerçek, hem de tekrar yasanmasi mümkün bir ideal, bir gaye ve bir hedeftir.
“Ben, Türk ve Müslümanim” diyenler de, sadece “Türk’üm” veya sadece “Müslümanim” diyenler de bu idealde olmali, bu yönde düsünmelidir. Zira hedeflenen birlik, hem Türk olanlarin birligi, hem Müslüman olanlarin birligi, hem de Türk ve Müslüman olanlarin birligidir. Yani, sadece Türk ve Müslüman olanlarin degil.
“Birlikten kuvvet dogar.”
Birer ticarî birlik olan sirket ve holdingler de siyasî birlikler de daha kuvvetli olmak gayesiyle kurulmustur.
Zamanimizda güç ve kuvvet -neredeyse- tek geçerli akçe oldu. “Asrimiz bilgi asridir” deniyorsa da, gerçekte bilgiyi kuvvete dönüstürme asridir. Yani yine devrede olan kuvvettir.
Peki, düsünülen birligin gerçeklesme sansi var mi? Var. Tarihteki misali de Osmanli ulu çinari.
Sögüt’te yeseren bu çinar, önce kendi suyunu aldi; kuvvetlendi, topugu üzerine oturdu; sonra etrafa dal budak saldi, birçoklarini ulu gölgesi altinda serinletti.
Sonra da yikilip gitti mi diyorsunuz? Hayir. Bunu söylemeye tek hakki olmayan topluluk biziz. Çünkü onlar gitti, simdi emanet bizde. “Osmanli su su hatalari yapti. Sunu söyle yapmamaliydi” gibi suç bulmak yerine, hatasizini yapabiliyorsak kendimiz yapmaliyiz.
Osmanli, dünyada esi benzeri görülmemis bir güç ve hizmet sergiledikten sonra, her devlet gibi ömrünü doldurdu ve bu hizmetin devamini bize vasiyet ederek gitti. Ya türbelerinden, “Ben bu kadar yapabildim. Kolaysa daha iyisini sen yap” diyorlarsa… Böyle deseler bile, bizi mahçup etmemek için, “Biz hataliysak bile, sizi Avrupa kapilarinda yalvaracak kadar da mi kötü birakip gittik? Nedir bu hâliniz!” bile demezler. Hâlimiz ortada. “Geleceksen, degerlerini at da gel” diyen ve bizi soyup sogana çevirmek isteyen AB kapisini asindiriyoruz. Bize, “Agabey” diyen Türk devletlerini duymayip, Bati’ya, AB’ye “Agabey” demek, bir mânâda günese sirt çevirmektir.
Degismez kaidedir: Kendisi olamayanlar mankurtlasir, baskasinin kölesi olurlar.
AB degismez. Bunlarin cinsi cinsine çekiyor hep. Dedeleri de böyleydi. Dün Ingilizdi, bugün ABD ve AB… Ha AB, ha ABD… Görünüste bir harf farkli olsalar da hepsi ayni biçagin demirinden. Ortak gayeleri bizi bölüp parçalayarak ya öldürmek, ya sömürmek, ya da birbirimize düsürüp parsayi toplamak. Doksanlik bir Arabin meseleyi anlayisina bakin.
Bu sene hacdaydim. Sultan 2. Abdülhamid’in yaptirdigi Hicaz demiryolu simdi yok, ama Medine tren istasyonu hâlâ duruyor. Yakininda, yine Osmanlinin yaptirdigi küçük bir cami var. Camideki doksanlik ihtiyarin söyledikleri, “Bizi arkadan vurdular” diye Araplari suçlayanlara net güzel bir izahtir. “Ahh Osmanli, ahh Sultan Hamid” diye aglayan ihtiyar söyle diyordu:
“Evlâdim, Ingilizler bizi, ‘Türkler sizi asirlarca sömürdü’ diye kandirirken, sizi de, ‘Araplar sizi arkadan vurdu’ diye kandirarak, bizi birbirimize düsman ettiler. Bizim, hurma ve zemzemden baska neyimiz var ki, bizi sömürmüs olacaksiniz. Bizi sömürmediniz, beslediniz. Sizin bizi sömürdügünüz ne kadar dogruysa, bizim sizi arkadan vurdugumuz da o kadar dogrudur. Gerçi; Araplarin, onlarin istismar ettigi kadar yaptiklari var, ama o Araplari kandiranlar da yine Ingilizlerin adamiydi. Hem bizi size karsi kandirdilar, hem de sizi bize karsi.”
Iste isin özü, asil esasi bu yasli Arabin bu sözlerinde. Tarih de buna sahittir, günümüz de. Öyleyse su birlik bu birlik degil, kendi birligimiz olmali. Olur mu? Elbette olur…
Bir zamanlar bizim üzengimizi öpmeyi seref sayanlar kuvvetlenebildiyse, biz niçin eski hâlimize dönemeyelim? Tarih tekerrür etmiyor mu? Niçin bir daha tekerrür etmesin?
Bu satirlari yazmamin sebebini arzedeyim.
Bilim Arastirma Vakfi ile Millî Degerleri Koruma Vakfi, Türk-Islâm Birligi’ni yeniden dile getirmek gayesiyle, 54 gazeteci, yazar, siyasî ve akademisyenin bu konu ile ilgili yazisini, “Türk-Islâm Birligi” dergisinde topladi. Bendeniz de bir yazi yazdim. Iki gün önceki Sali günü, Sirkeci’deki Sepetçiler Kasri’nda derginin tanitim toplantisi vardi. Bu yazi o toplantidaki intibamin neticesidir.

Ali Eren

 

Kategori Açıklamalar | Yorum yok »

« Önceki yazılar Sonraki yazılar »